Son On Yedi Yılda Sekiz Vergi Affı ve Siyasi Boyutu

2001 İle 2018 yılları arasında 8 tane amme alacaklarının yapılandırılması (Maliye Bakanlığı tüm vergi ceza harç borçları, Sosyal Güvenlik Kurumu Prim ve ceza borçları, Belediye vergi ve ceza borçları) ile ilgili af niteliğinde ve barışçıl algı yaratılarak düzenleme çıkarılmıştır.

Bu düzenlemeler ile ödeme güçlüğü çeken muhatapların bu ödemelerini daha kolay ve ödenebilir hale getirip ödeme kolaylığı sağlandığı vurgusu yapılmaktadır. Oysa ki durum hiçte böyle görülmemektedir.

Cumhuriyet tarihimiz boyunca çıkarılan vergi afları ve zaman aralıkları aşağıda ki listede görünmektedir.

 

1 17.05.1924 İlk Vergi Affı
2 05.08.1928 ElviyelSelased Vergilerinin Sureti Cibayetine Dair Yasa
3 15.03.1934 4530 Sayılı Varlık Vergisinin Bakayasının Terkinine Dair Yasa
4 04.07.1934 2566 Sayılı Vergi Bakayasının Tasfiyesine Dair Yasa
5 29.06.1938 3568 Sayılı Arazi Vergisinin Mali Yıl Sonuna Kadar Olan Bakiyesinin Terkinine Dair Yasa
6 13.06.1946 Orman İşletmelerinin Bazı Vergilerden Muaf Tutulması Hakkındaki Yasa
7 21.01.1947 5050 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Artıklarının Silinmesi Hakkında Yasa
8 26.10.1960 113 Sayılı Af Yasası
9 28.12.1961 281 Sayılı Vergi Cezaları Gecikme Zamlarının Tecil ve Tasfiyesine Dair Yasa
10 23.02.1963 218 Sayılı Bazı Suç ve Cezaların Affı Hakkında Yasa
11 13.06.1963 252 Sayılı Spor Kulüplerinin Vergi Borçlarının Bir Defaya Mahsus Olmak Üzere Affı

Hakkında Yasa

12 05.09.1963 325 Sayılı Yasa Kamu İktisadi Teşebbüslerinin 1960 ve Daha Önceki Yıllarına Ait Bir

Kısım Vergi Borçlarının Tasfiyesi Hakkında Yasa

13 16.07.1965 691 Sayılı Belediyelerin ve Belediyelere Bağlı Müessese ve İşletmelerin Bir Kısım Borçlarının Hazinece Terkin ve Tahkimi Hakkında Yasa
14 03.08.1966 780 Sayılı Bazı Suç ve Cezaların Affı Hakkında Yasa
15 28.02.1970 1319 Sayılı Emlak Vergisi Kanunuyla Getirilen Af
16 15.05.1974 1803 Sayılı Cumhuriyet‘in 50. Yılı Nedeniyle Bazı Suç ve Cezaların Affı Hakkında Yasa
17 20.03.1981 2431 Sayılı Tahsilatın Hızlandırılması ve Beyan Dışı Kalmış Servet Unsurlarıyla Vesikasız Emtianın Beyanına İlişkin Yasa
18 02.03.1982 2431 Sayılı Yasaya Ek
19 22.02.1983 2801 Sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Özel Uzlaşma Yolu ile Tahsili Hakkında Yasa
20 04.02.1985 Bazı Vergi Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında 3239 Sayılı Kanunun Geçici 4. Maddesi
21 03.12.1988 3505 Sayılı Yasa (Geçici Birinci Madde)
22 28.12.1988 3512 Sayılı Yasa
23 15.12.1990 3689 Sayılı Yasa (Geçici Birinci Madde)
24 21.02.1992 3787 Sayılı Yasa
25 05.09.1997 400 Sayılı Tahsilat Genel Tebliği
26 22.07.1998 4369 Sayılı Yasa
27 06.02.2001 414 Sayılı Tahsilat Genel Tebliği
28 07.03.2002 4746 Sayılı Yasa İle Emlak Vergisi İle İlgili Af Düzenlemesi (Emlak Vergisi Yasasının Geçici Madde 21)
29 27.02.2003 4811 Sayılı Vergi Barışı Kanunu
30 22.11.2008 5811 Sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun (Varlık Barışı)
31 13.02.2011 6111 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel

Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde

Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun

32 10.09.2014 6552 Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun
33 19.08.2016 6736 sayılı Bazı Alacakların Yapılandırılmasına İlişkin Kanun
34 18.05.2017 7020 sayılı Bazı Alacakların Yapılandırılmasına İlişkin Kanun
33 26.02.2018 Zor Durumda olan Vergiye Uyumlu Mükelleflerin Borçlarının Tecili

[1]

Tüm bu çıkarılan af ve yapılandırma kanunları verginin tahsilini kolaylaştırıcı ve birikmiş amme alacaklarının bir an önce bütçeye kazandırılması yönünde yapılan yasalardır.

Asıl sebep ve gerekçesi bu olan vergi aflarının, özellikle son yıllarda amacı dışında uygulandığını ve yürürlüğe alındığını gözlemlemekteyiz.

Arka arkaya çıkarılan bu yasalar ortalama 2 ile 2,5 sene arasında bir affın meydana geldiğini ve her seferinde tüm ilgililerin bundan değişmeksizin sürekli faydalandıklarını göstermektedir.

Özellikle son yıllarda çıkarılan taksitlendirme yanı sıra af yasalarının da gündeme gelmesi ile mükellefler tarafından işlenen vergi, sgk kusurlarına uygulanan cezalarında kanununa göre kısmen veya tamamen silindiğini göstermektedir.

Bu bağlamda kesilen idari para cezalarının da caydırıcılık ve amacına uygun olma ilkesini de gölgelediği görülmektedir.

Yine bu sık aralıklarla çıkarılan af yasaları, verginin tahsiline olan sadakati de ciddi manada zedeler hale gelmiştir. Oysa ki ülkemizde vergiler beyan usulüne dayanan ve vergi ilgililerinin iş hacimleriyle doğru orantılı tahakkuk ettirilen ve mükellefin bu kazançları dahilinde ödeyeceği vergi ve diğer ödemelerdir.

Burada göz ardı edilen asıl mesele ise; son yıllara kadar bu ilgili amme alacaklarının tahsili hususunda idarelerce yapılan yanlış uygulamalardır. Özellikle idareler bu alacakları üzerinde vergi ilgililerine yaptırım noktasında son derece yetersiz ve etkisiz kaldıkları gözlemlenmektedir. Vergi ilgilileri bu yetersizlik karşısında, ödeme önceliklerini başka yerlere kaydırıp, hem şahsi hem de yatırım manasında harcamalara girişmekte ve kişisel menfaatlerini de bu ödenecek amme alacaklarının önüne koyabilmektedirler. Amme alacakları bütçe raporlarında büyük kalemler teşkil etmekte iken bunların hazine dönmemiş olması, bütçe hazırlayanların beklentilerini de boşa çıkartmaktadır.

Ayrıca amme alacaklarının tahsilinin ağır ve güç yapılmasının, son yıllarda sürekli seçim sathında olan ülkemizde iyi bir seçim propaganda malzemesi olarak kullanılmasına da imkan sağlamaktadır. Yine son 17 yıllık sürece baktığımızda arka arkaya çok fazla seçim sürecinden geçtiğimiz de görülmektedir. Bu süreçte seçim ilgililerinin de bu amme alacaklarını seçim propagandası olarak kullandıkları ve bu durumu kendi lehlerine çevirme arzuları da bu afların bu kadar sık gündeme gelmesini sağlamıştır.

Özellikle bu son çıkan yasa ile amme alacakları af ve taksitlendirme yetkisinin de bakanlar kuruluna verilmiş olması ve ilgili bakanlıkça yürürlüğe koyulması, özellikle son kanunda eklenen “ seçim zamanına kadar ” ibaresi de bu kanaatimizi kanıtlayıcı bir niteliktedir.

Özellikle siyasi iktidarın elinde olan bu gücü bu yönce kullanması amme alacaklarının tahsiline olan güveni de derinden sarsmaktadır. En kolay ve en rahat taviz verilebilecek, seçmenin beklentisi gibi görünen bir konuya cevap verilebilecek ve vazgeçilebilecek konuların başında gelmektedir amme alacakları, kısmen tahsili güç hele girmiş, kısmen ise tahsili çeşitli sebeplerle ertelenmiş veya ötelenmiş amme borçları, borç ilgililerinin siyasi güç tarafından verilen bu karar doğrultusunda rahatlatmakta ve bunun da kısmen oy olarak sandığa yansıması beklenmekte ve düşünülmektedir.

Diğer taraftan konuda; bu amme alacakları muhatabı olan borçlulardan ödemelerini tüm şartlara rağmen gününde ve düzenli ödeyen mükellefler gözünden baktığımızda da ortaya bu düzenli ödemeye olan güvenin ciddi manada yara almaya başladığı ve düzenli gelen bu tahsilatların da zamanla sekteye uğrayacağı aşikar.

Devletin amme alacaklarını düzenli ve zamanında toplayamaması, düzenli olan kamu giderlerinin ve diğer devlet harcamalarının karşılanması için diğer borçlanmalara yönelmesine sebep vermekte ve bu borçlanma karşılığı yüklenilen faizlerinde borç üstüne borç katığı gözden kaçırılmamalıdır.

Kurumların etkin ve düzenli çalışarak tahsilatların takibi sürekli hale getirmeleri, buna bağlı olarak ilgili personellerin eğitilmesi, yetiştirilmesi hatta değiştirilmesi gerekmekte ve amme alacaklarının zamanında tahsili en üst seviyeye çıkarılmalıdır.

Ülkemizde sürekli ve sıklıkla çıkarlan bu vergi af ve taksitlendirmeleri, meseleye bir çözüm olmaktan ziyade; meseleyi bir kördüğüm haline getirmekte ve borcun başka bir borçla ödenmesine, yeni oluşan vergi v.b. diğer borçların geçmiş borçların ödenmesi adına ötelenmesine sebep vermekte. Tahsilat da düşülen bu zayıf kalmış uygulamanın vergi yükümlülerini zafiyet itmekte olduğu görülmekte. Ayrıca halk arasında sürekli bir af beklentisi ile ödemelerin ötelenmesinin alışkanlık haline getirilmesine sebebiyet vermektedir.

Diğer taraftan ödemelerini düzenli yapan ilgililerin de bu sık çıkan af yasalarından etkilenmeleri ve vergiyi gününde ödemeleri ile ilgili karar değiştirmelerine sebep verebilme ihtimalini de doğurmaktadır.

Amme alacaklarının mevcut iktidar / iktidarların elinde kullanmaya hazır bir seçin malzemesi olarak görülmesine bağlı olarak bu kadar sık aralıklarla çıkarılan vergi aflarının yerine, verginin tüm halktan eşit olarak alınması yönünde programlar geliştirilerek, toplumun bir kısmının üzerinde biriken vergi yükünün, topluma eşit dağıtılması sureti ile vergi oranlarının tekrar göden geçirilerek, vergi oranlarının düşürülmesi düşünülebilir, bunun yanı sıra vergi tahsilatının sürekliliği ilgili vergi toplayıcılar tarafından sürekli ve düzenli olarak takip altına alınarak, yıldırmadan düzenli bir şekilde tahsilatı sağlanabilir. Ayrıca vergi kültürünün de topluma aşılanması ve bunun öğretilmesi de verginin tahsil sürekliliğinin sağlanması açısından bir etken olabilir.

 

Sonuç olarak;

Amme alacakları bir seçim argümanı değildir. Amme alacakları bir toplumsal ihtiyaçtır. Amme alacaklarının düzenli ve sürekli tahsili ile devlet borçlanmanın önüne geçebilir. Bu alacakların böyle sıklıkla çıkarılan aflar ile itibarsızlaştırılması ve bunun da siyasi iktidar/iktidarlar tarafından kullanılmasına izin ve mahal verilmemelidir. Alacakların tahsilinin etkinleştirilmesi ile düzenli toplanan ödemeler aflarında gündemden kalkmasına ve amme alacağına olan itibarın, toplumun yüksek katılımıyla artmasına sebep olacaktır.

 

KAYNAKÇA

http://www.alomaliye.com/2016/08/19/cumhuriyet-tarihimizde-cikartilan-vergi-aflari/ (27.02.2018)

[1] http://www.alomaliye.com/2016/08/19/cumhuriyet-tarihimizde-cikartilan-vergi-aflari/ (27.02.2018)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir